Günlerdir yapılan, servis edilen haber çoğunluğunun ardından şükür ki muhattap bakanlardan biri genel kurula katıldı. Protesto edilmesinin ardından cevap verme gereği duydu. Egemen Bağış'tan bahsediyorum. Şu ana kadar güleç gördüğümüz hatta mizahi birçok yaftalamaya konu alan sayın bakan bugün ekran tarihinde en sert görüntüsünü sergiledi. "Allah kimseyi böyle bir komployla muhatap olmak zorunda bırakmasın, alnımız ak, başımız dik!" dedi. Egemen Bağış bu yakarışında oldukça samimiydi, inandırıcıydı. Çaresiz gözüktü gözüme. Tipik CHP zihniyetiyle bakacak olursak kendisi "çok iyi bir oyuncu!" Ama kendisine inanacak olursak şöyle bir sorum olacak: Yıllardır cemaatle yatıp cemaatler kalktınız, bizim cemaate inanıp, güvenmemizi istediniz. Şimdi de kalkıp onlara inanmamamız, güvenmememiz gerektiğini söylüyorsunuz. Bu konumda siz haklı olsanız dahi aşırı derecede bir güven sarsıntısı olması haklı sebeplere dayanmıyor mu?Kapasitemin çok çok üzerinde olan bir şeyi deniyorum bu günlerde. Olaylara AK Parti tarafından bakmaya çalışıyorum. İktidar sempatizanı olan arkadaşlarımın yazdıklarını okuyorum, paylaştıklarını anlamaya çalışıyorum. Yargılamanın usülünce olmasını dileyip aklanmasını bekleyen insanları anlayabilirim fakat hiçbir şey söylemeden direk savunmaya geçenleri anlamıyorum, anlayamıyorum! İnsan önce sorgulamalı: bu paralar rüşvet değilse nereden geldi? Bir bakan oğlunun nasıl oluyor da bu kadar çok parası oluyor? Niye ayakkabı kutusunda saklanıyor? Evdeki para sayma makinesi de neyin nesi? Bu insanlar daha önce neden aynı karede görüntüleniyor, aralarında ne tür bir ilişki var?
Yine AKP sempatizanı olarak bakarsak ve bakanları anlamaya çalışırsak şu soruları akla getirmeliyiz: Madem soruşturmada adı geçen şahısların aklanmasını geçiriyoruz gönülden,o vakit niye oğlu soruşturma çerçevesinde gözaltında bulunan bakan, anında emniyet içerisinde elliden fazla müdürü görevden aldı? Soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi amaçlanmıyor mu? Niçin Ergenekon Davası açıldığında kahraman olarak inanmamızı istediğiniz Savcı Öz'e şimdi vatan haini dememizi istiyorsunuz? Peki ya kolluk kuvveti yönetmeliğini -ki bu yönetmelik amire haber vermeden operasyon yapamama şeklinde- niye alel tecel değiştirdiniz?Akşam saatlerinde Bakan Bayraktar'ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar serbest bırakılmış. Tekbirler eşliğinde arabasına bindirildi, tabi tekbir şart... Çıkarken birkaç cümle söyledi: "Adalet güvenim tam!" Oradan muhabirin biri atladı: "Adaletin yerine getirildiğine inanıyor musunuz?" Bayraktar: "Daha değil, daha bizi temizlemeleri lazım!" Kendisi bile bu konuda suçsuz olduğuna inanmıyor. "Bizi temizlemediler!" diyor. Tam bir bakan oğlu olmanın verdiği şımarıklık, rahatlık var kendisinin üzerinde. Nasılsa "babam var!" ukalalığı... "Ben temizim zaten, adalet yerini bulacaktır, bundan şüphemiz yoktur!" demesi gerekirken veya benzer cümleler sarf etmesi beklenirken "Bizi temizlemeleri lazım!" diyor. Ben yaparım, kimseye hesap vermem. Bok da atsanız, o boku kendim de yesem üstüme yapışmaz demeye getiriyor.
Olaya Erdoğan'ın gözünden bakacak olursak: Yahu bir lidere hiçbir kurmayı çıkıp demez mi "Yav aga sen ne diyon? Tükürdüğünü kaçıncıya yaladın be muhterem!" diye... Ağzına sürekli aynı kelimeleri dolaması, dış mihrakları kendine sürekli dert edinmesi bile AKP sempatizanı olan birinin kendisini sorgulamasına yeterli. Tabi önce düşünmek için beyni kullanmak gerek!
